3 Ekim 2010 Pazar

Sigurd ve Gudrún Efsanesi

Hatırlıyorum asılı kaldığımı rüzgâr alan bir ağaçta,
Hem de tam dokuz gece boyunca.
Mızrak yarasıyla teslim ettim ruhumu Odin'e
Kendimi, aslında yine kendime.
Köklerinin nerelere uzandığını kimsenin bilmediği,
O ağacın dalları üzerinde.

-Poetic Edda-

Bilbo Baggins’in maceralarını zevkle okuyanların çok azı orada geçen cüce isimlerinin başka bir kaynaktan aynen alındığının farkındadır sanırım. Belki çoğumuz Tolkien’in o isimleri kendisinin uydurduğunu düşünürüz, fakat işin aslı öyle değildir. Mevzu bahis alıntı yapılan metin bugün İskandinav mitlerinin temel kaynaklarından biri olan Elder Edda(Eski Edda) veya başka bir değişle Poetic Edda(Nazım Edda)’dır. Bu uzun şiirin Völuspa adlı başlangıç bölümünde Birimir ve Blain adlı iki devin sırasıyla kanı ve bacakları yardımıyla neşet eden cücelerin isimleri sayılır tek tek. Orada Durin, Dain, Bifur, Bofur, Bombur, Nori ve Gloin gibi pek çok tanıdık ismi şaşkınla okuruz. Hattâ Gandalf ismi de bir cüce adı olarak geçer metinde, ki büyü elfi anlamına gelen bu kelimeyi Tolkien yapıtında önce cücelerin lideri için kullanmayı düşünmüş, fakat sonra vazgeçmiştir.

Onun daha sonraları Hobbit’teki bu seçiminden rahatsız olduğunu bilsek de, bu durum Tolkien’in İskandinav söylencelerine olan ilgisinin ne düzeyde olduğuna dair somut bir örnek teşkil ediyor. Tolkien iyi bilinmese de Eski İskandinav dili ve edebiyatı üzerine oldukça yetkindi ve bu doğrultuda Oxford’da yıllarca ders vermiştir. Ayrıca Oxford’a geldiği ilk yılda Coalbiters adlı bir okuma grubu kurduğunu biliyoruz. Grubun amacı İzlanda sagalarıyla ilgilenen insanları bir araya getirmekti. Daha sonra bu grup dağılır ve Inklings adıyla başka bir grup kurulur ve daha geniş bir minval üzere devam ederler okumalarına ve netice itibariyle 20. yüzyıl edebiyatı açısından çok etkili bir birliktelik oluştururlar.

Esasen Tolkien’in İskandinav söylenceleriyle haşır-neşir oluşu çocukluğuna kadar uzanıyor. William Morris’in The Story of Sigurd the Volsung and the Fall of the Niblungs adlı anlatısını çok sevdiğini biliyoruz. Yine Andrew Lang’in başka öyküleri gibi, Sigurd ve Fafnir öyküsüne de hayrandı. Dahası 18 yaşındayken daha sonra yaratacağı diller ve isimler konusunda kendisine çok ilham verecek olan Kalevala’yı okumak için Fince öğrenmiştir. Peri Masalları Üzerine adlı makalesinde şöyle anlatır çocukluğunu:
Gömülmüş bir defineyi aramak ya da korsanlarla savaşmak için çok az bir arzu duydum ve Define Adası da beni pek heyecanlandırmadı. Kızılderililer daha iyiydi: bu hikâyelerde oklar ve yaylar(yayla iyi bir atış yapma konusunda tamamıyla tatmin edilmemiş bir arzum vardı, hâlâ da var), garip diller, arkaik bir hayat tarzına ait anlık görüntüler ve her şeyin ötesinde ormanlar vardı. Ama Merlin ile Arthur’un ülkesi bunlardan daha iyiydi ve en iyisi de Sigurd ve Volsungların isimsiz Kuzey’i ve tüm ejderlerin prensiydi.
Bütün bu bağlantıların ötesinde Tolkien’in İskandinav söylencelerine olan ilgisinin daha kişisel bir örneği ancak çok yakın bir zamanda gün yüzüne çıkabildi. Christopher Tolkien’in editörlüğünde ilk kez yayınlanan The Legend of Sigurd & Gudrun adlı kitaptan söz ediyorum elbette. Tolkien’in 1930’ların ortasında yazmaya başladığı şiirlerden derlenmiş bu kitap, görünüşe bakılırsa Eski Edda’daki anlatının önemli ölçüde bir yeniden yazımı olarak çıkıyor karşımıza. Kaynak metinle karşılaştırılınca çeviri olmadığı apaçık gözüküyor, ama anlatının genel akışı büyük oranda aynı. Zaten anlatının nerelerde farklılaştığını Christopher Tolkien’in bölüm sonu notlarında ayrıntılı olarak bulmak mümkün. Yine Christopher Tolkien babasının bu şiirleri yazma amacını orijinal kaynaktaki belirsizlikleri, çelişkileri ve muammaları gidermek olarak tarif ediyor ki, bunu Tolkien’in ilgili bir mektubu da doğrulamakta.

Kitap iki ana bölümden müteşekkil. İlk bölüme Völsungakviða en nýja(New Lay of the Völsungs) adı verilmiş. Bu bölüm Poetic Edda’nın Völuspa adlı başlangıç bölümüyle paralel bir şekilde açılıyor ve Andvari’nin Altınları gibi iyi bilinen öykülerle birlikte temelde Sigmund ve oğlu Sigurd’un öyküsünü içeriyor. İkinci kısım ise Guðrúnarkviða en nýja(New Lay of Gudrún) başlığını taşımakta ve burada da Sigurd’un ölümünden sonra talihsiz karısı Gudrún’un başından geçenler anlatılıyor. Kitabın ana içeriği olan bu iki manzum metin Poetic Edda'da da kullanılan ve fornyroislag adı verilen sekizli bir vezinle yazılmışlar. Ayrıca kitabın ilk kısmına Tolkien’in Oxford’da verdiği Eski İskandinav edebiyatı ders notları da eklenmiş. Son kısımda ise yine bazı ek açıklama ve parçalar yer alıyor.

Kitabın İngilizcesi bir sene önce yayımlanmıştı. Türkçesi de İthaki Yayınları yoluyla geçen ay içinde basıldı. Manzum metin çevirmek çok zor bir mesele, hele de, bir dile özgü karmaşık bir vezin yapısını başka bir dile aktarmak mümkün değil. Dolayısıyla İngilizce metinle Türkçe metni kıyaslamak haksızlık olur. Yine de karşılaştırınca anlamın aktarımında çok fazla bir sorun yok ve belli bir ritim duygusu da yakalanmış çeviride.

Velhâsıl-ı kelam Tolkien’in Hobbit dışında hem Silmarillion öykülerini hem de Yüzüklerin Efendisi’ni yazarken ilham aldığı söylencelerin kendi elinden çıkmış bu yeniden yorumu, özellikle daha önce Eddaların içeriğinden haberdar olmayanlar için iyi bir zemin teşkil edebilir. Bu okurlara bir muhterem zatın yapacağı üzere, şiddet içermeyen bir şiddetle tavsiye ediyorum.

2 yorum:

Hakan Tunç dedi ki...

Açıkçası kitabı okurken anlam karmaşı çok fazla belli ediyordu kendisini. Anlatmak gerçekten zor bir durum. Christopher Tolkien'in açıklamaları olayı kesinlikle anlam manasında daha da ulaşılamaz bir hale getiriyordu.

Elbette burada gerekli bazı bilgileri, ve Tolkien'in neden bazı kısımları çıkardığı ve bazı söylencelere inanmadığını düzgün bir dille açıklamış. Ama ortaya çıkardığı notlar ve onları anlatış biçimi ciddi anlamda zarar veriyor bir kısımdan sonra.

Şiir kısımları anlaşılır ve bir o kadar duygulu şekilde okuyucuya aktarılır nitelikte. Özellikle bildiğimiz yapıtlardaki isimlerin aslında nereden geldiğini görmek ve artık olaya bu şekilde bakmak, ilginç bir his veriyor insana.

Güzel incelemeniz için teşekkürler...

Bir Garip Vampir dedi ki...

Doğrusunu söylemek gerekirse, Nazım Edda ya da Nibelungelied'den haberdar biri için Tolkien'in bu metni hedeflediği amaçta başarılı bir metin gibi gözükmüyor.. Öte yandan bu çalışma yazarı tarafından bitirilmiş bir çalışma da değil, yazılmış ve sonra büyük oranda unutulmuş bir taslak metin var elimizde. Bu açıdan çok da eleştirel bir gözle bakmak istemedim metne. Her halükârda ilginç bir çalışma ve oralarda bir yerlerde yitip gitmemiş olması sevindirici.

Christopher Tolkien'in notlarına gelince, onları özel olarak rahatsız edici bulduğumu söyleyemem. Elbette karmaşıklar, ki önceki kitaplara eklediği notların niteliği de genelde böyleydi. Bu durum büyük oranda yapılan işin tabiatı gereği oluşuyor, zira, arkaplan bilgisi çok daha teknik ve girift bir yapı arz ediyor. Sık sık ileri düzey karşılaştırmalı bir okuma gerektiriyor sunulan ayrıntılar.